1. Anasayfa
  2. Ateizm
  3. Allah’ı Kim Yarattı? Ateist İtirazına Yanıt

Allah’ı Kim Yarattı? Ateist İtirazına Yanıt

25 0

Varlık, yokluk, yaratılış ve başlangıç gibi kavramlar insanlık tarihi boyunca zihinleri meşgul etmiştir. Özellikle inanç ve ateizm tartışmalarının merkezinde yer alan sorulardan biri şudur: “Her şeyi Allah yarattı da, Allah’ı kim yarattı?” Bu soru, genellikle ateist düşünürler tarafından, inanç sistemini temelden sarsma amacı güdülerek ortaya atılır. Ancak İslam düşüncesi ve felsefesi, bu soruya mantıksal ve tutarlı cevaplar sunmaktadır. Bu makalede, bu derin soruyu ele alacak, ateistlerin argümanlarını inceleyecek ve ezeliyet kavramı üzerinden İslam’ın bakış açısını açıklayacağız.

YouTube videosu

“Allah’ı Kim Yarattı?” Sorusu ve Kökeni

Bu soru, genellikle evrenin ve her şeyin bir başlangıcı olduğu, her olayın bir nedeni olduğu mantığına dayanır. Eğer her şeyin bir yaratıcısı varsa, o zaman yaratıcının da bir yaratıcısı olması gerektiği varsayımı ortaya konulur. Bu, bir paradoks yaratma çabasıdır. Ancak bu argümanın temelinde yatan bir çelişki bulunmaktadır.

Bir ateiste, “Peki, maddeyi kim yarattı?” diye sorulduğunda, genellikle şu cevapla karşılaşılır: “Madde yaratılmadı ki, o ezelde vardı. Yani başlangıç dediğimiz noktada madde vardı.” Bu cevap, ateistik dünya görüşünün temelini oluşturan, maddenin ezeli ve ebedi olduğu fikridir. Evrenin sonsuzdan beri var olduğu veya Big Bang ile başlangıcı olsa bile, Big Bang’i oluşturan maddenin ya da enerjinin ezeli olduğu varsayılır. Bu noktada, tartışmanın anahtarı ortaya çıkar.

Ateistin Maddeye Bakışı: Ezelî Madde Fikri

Ateist düşüncede, genellikle evrenin veya onu oluşturan temel elementlerin (madde, enerji vb.) kendiliğinden var olduğu, bir başlangıcının olmadığı kabul edilir. Bu, ‘ezelî madde’ veya ‘ezelî evren’ fikridir. Yani, hiçbir şeyin yaratıcısı olmayan, kendi kendine var olan bir ‘şey’ olduğu kabul edilir. Bu ‘şey’, fiziksel evrenin kendisi ya da onun temel bileşenleri olabilir. Bu kabule göre, madde ve enerji yaratılmamıştır; hep var olmuştur veya varoluşları için dış bir nedene ihtiyaç duymazlar.

İşte tam bu noktada, ateistin kendi argümanı, Allah’ın ezeliyetini kabul etmeme konusunda bir tutarsızlık sergiler. Eğer madde yaratılmamış ve ezelî olabiliyorsa, aynı mantık neden Allah için geçerli olmasın? Bu temel soru, tartışmanın seyrini değiştiren kritik bir adımdır.

Ezeliyet Kavramının Önemi ve Tutarsızlık

Ezeliyet, bir şeyin başlangıcı olmaması, öncesiz ve sonsuz olması demektir. Ateist, madde için bu özelliği kabul ederken, Allah için reddetmesi bir çifte standart oluşturur. Aslında, her iki taraf da ‘ezelî’ bir varlığın olması gerektiği konusunda hemfikirdir; ancak bu ezelî varlığın ne olduğu konusunda ayrılırlar.

Eğer ateist, maddenin yaratılmadığını ve ezelde var olduğunu söyleyebiliyorsa, mümin de aynı şekilde “Allah yaratılmadı. O, ezelde vardı. Yani başlangıç dediğimiz noktada Allah vardı” diyebilir. Bu itiraz karşısında ateistin sıklıkla dile getirdiği, “Nasıl yani, nasıl yaratılmadı? Her şeyin bir yaratıcısı vardır. Muhakkak bir yaratıcı göstermelisin” argümanı, kendi maddesel ezeliyet iddiasıyla çelişir.

Bu itiraza verilecek cevap oldukça açıktır: “Ama sen biraz önce madde için, ‘Yaratılmadı, ezelde vardı. Maddenin başlangıcı yoktur’ gibi sözler söyledin. Yani sana göre, maddenin bir yaratıcısı yok ve yaratıcısız var olması mümkün. O hâlde bu imkânı niçin Allah hakkında kabul etmiyorsun?”

Madde ve Yaratıcı Arasındaki Fark

Bu tartışmanın derinliğine inildiğinde, müminlerin Allah’ın ezeliyetine inanmasının, ateistlerin maddenin ezeliyetine inanmasından daha tutarlı olduğu görülecektir. Neden mi?

  • Maddenin Değişimi ve Başlangıcı: Bilimsel gözlemler ve kozmolojik teoriler (Big Bang gibi), evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli değişen, gelişen bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Madde ve enerji, sürekli dönüşüm içindedir. Başlangıcı olan, değişen ve sonlu olan bir şeye ‘ezeliyet’ atfetmek, mantıksal olarak zayıf bir duruştur.
  • Allah’ın Sıfatları ve Ezeliyet: İslam inancına göre Allah, mutlak ve mükemmel bir varlıktır. O, zaman ve mekandan münezzehtir, yaratılmaya muhtaç değildir, çünkü kendisi ‘Yaratıcı’dır. O’nun varlığı zorunludur (Vâcibü’l-Vücud). Başlangıcı ve sonu olmayan, hiçbir şeye benzemeyen, her şeye güç yetiren bir varlığa ezeliyet atfetmek, O’nun zatının gereğidir ve O’nun mutlak mükemmelliğiyle uyumludur.

Dolayısıyla, ateist maddenin yaratılmamış ve ezelî olduğunu kabul edebilirken, iş Allah’a gelince aynı durumu kabul edememesi bir çelişkidir. Yani ona göre, her nasılsa madde ezelî olabiliyor ama Allah ezelî olamıyor. Bu noktada, mümin şöyle bir sonuca varır: “O zaman sen maddenin ezeliyetine iman et, ben de Allah’ın ezeliyetine iman edeyim. Sonuçta ikimiz de ezeliyet kavramına inanıyoruz. Aramızdaki tek fark şu: Sen ezelî olamayacak maddeye ezeliyet veriyorsun. Ben ise ezeliyet zatının sıfatı olan Allah’a ezeliyet veriyorum.”

İslam Düşüncesinde Yaratıcı ve Ezeliyet

İslam kelamında (İslam felsefesi ve teolojisi), Allah’ın varlığı ‘Vâcibü’l-Vücud’ (varlığı zorunlu olan) olarak nitelendirilir. Yani Allah, var olmak için başka bir varlığa ihtiyaç duymaz; O’nun varlığı kendindendir ve zorunludur. Diğer tüm varlıklar ise ‘Mümkinü’l-Vücud’ (varlığı mümkün olan) olarak kabul edilir. Bu, var olmak için bir yaratıcıya ve nedene ihtiyaç duyan varlıklardır.

Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın sıfatları arasında ‘Evvel’ (başlangıcı olmayan) ve ‘Âhir’ (sonu olmayan) yer alır. Bu sıfatlar, Allah’ın zamanın ve yaratılışın ötesinde olduğunu açıkça ifade eder. Allah, her şeyin ilk nedeni ve son durağıdır. O, yaratılmış olanın niteliklerinden münezzehtir; O’nu yaratılmış bir varlık gibi düşünmek, O’nun ilahi sıfatlarına aykırıdır.

İman ve Akıl Yürütme

Sonuç olarak, “Allah’ı kim yarattı?” sorusu, ateistlerin kendi dünya görüşlerindeki bir tutarsızlığa işaret eder. Her iki taraf da evrenin temelinde ezelî bir gerçekliğin varlığını kabul etmek zorunda kalır. Fark, bu ezelî gerçekliğin ne olduğundadır. Ateist, ezeliyeti maddeye veya evrenin kendisine atfederken, mümin ise ezeliyeti, tüm kusurlardan arınmış, her şeyi yaratan, mutlak ve zorunlu bir varlık olan Allah’a atfeder.

Müslümanların bu konudaki duruşu, maddenin sürekli değişen, dönüşen ve başlangıcı olan yapısına karşılık, Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını öne sürmesiyle daha tutarlı bir zemin bulur. Bu, sadece bir iman meselesi değil, aynı zamanda derin bir akıl yürütme ve felsefi tutarlılık meselesidir. Allah, kendisi ‘Yaratan’ olduğu için, O’nun yaratılmış olması fikri, ‘Yaratan’ kavramının özüyle çelişir. O, varlığı için hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu yegâne varlıktır.

Bu nedenle, Allah’ı kim yarattı sorusu, kendi içinde bir çelişki barındıran, ‘Yaratıcı’ kavramının doğasını yanlış anlayan bir sorudur. Zira ‘Yaratan’ın kendisi yaratılmaya muhtaç olsaydı, o zaman kendisi de ‘Yaratıcı’ olamazdı ve bu zincir sonsuz bir gerilemeye yol açardı ki bu da mantıksızdır. Dolayısıyla, mutlak bir ilk nedenin, yani ‘Yaratıcı’nın kendisinin yaratılmamış olması zorunludur.