Muhterem Müslümanlar!
İslam, insanlığa gönderilmiş son ve kemal dinidir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) aracılığıyla bizlere hayatın her alanında rehberlik etmiştir. Bu rehberliğin temelinde, doğru bilgiye dayalı, ölçülü ve dengeli bir yaşam sürmek yatar. Ancak ne yazık ki tarih boyunca ve günümüzde de dinin kutsal değerlerini kendi şahsi çıkarları, siyasi emelleri veya ideolojik saplantıları uğruna kötüye kullananlar olmuştur. İşte bu durum, “din istismarı” olarak adlandırılır ve İslam toplumları için ciddi bir tehdit oluşturur.
Din İstismarı Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Din istismarı, dinin emirlerini, yasaklarını, kutsal metinlerini veya sembollerini, kişisel ya da grupsal çıkarlar doğrultusunda çarpıtarak, yanlış yorumlayarak veya manipüle ederek insanları aldatma, yönlendirme ve sömürme eylemidir. Bu istismar, genellikle cehalet, gaflet ve doğru dini bilgiye ulaşamama gibi zafiyetlerden beslenir. İnsanlar, dini duyguları sömürülerek maddi menfaatler elde etmek, siyasi güç devşirmek, toplumsal ayrılıklar çıkarmak veya bireyleri sapkın inançlara sürüklemek amacıyla kullanılabilir.
Cehalet ve Aşırılığın Tehlikeleri
Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakınınız! Sizden öncekileri dinde aşırı gitmeleri helak etmiştir.” (İbn Mâce, Fiten, 2) buyurarak bizleri uyarmıştır. Din istismarı, genellikle bu aşırı uçlarda filizlenir. Dini bilgiden uzaklaşan, heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düşen kişiler, imar yerine ifsada, ıslah yerine bozgunculuğa yönelirler. Bu tür istismarcılar, dinin kolaylaştırıcı ve rahmet yönünü göz ardı ederek, zorlaştıran, korkutan ve dışlayan bir din anlayışı empoze etmeye çalışırlar.
Sahih Dini Bilginin Önemi ve Güvenilir Kaynaklar
Din istismarına karşı en güçlü kalkan, sahih dini bilgidir. Her Müslüman, dinini doğru ve güvenilir kaynaklardan öğrenme sorumluluğuna sahiptir. Kur’an-ı Kerim’in ve Sünnet’in rehberliğinde, ilim ehli, güvenilir alimlerin ve köklü dini kurumların yorumlarına başvurmak büyük önem taşır. Dini bilgiyi kişisel çıkarlarına alet eden, akıl ve mantık süzgecinden geçirmeyen, hurafelerle dolu bir din anlayışına itibar etmek, hem bireysel hem de toplumsal felaketlere yol açabilir.
Doğru dini bilgi, insanı sadece dünyevi sapmalardan korumakla kalmaz, aynı zamanda ahiret hayatı için de sağlam bir temel oluşturur. İslam’ın temel prensipleri olan tevhid, adalet, merhamet, ahlak ve kardeşlik gibi değerler, din istismarcılarının tahrifatına karşı en güçlü direniş noktalarıdır. Bir Müslüman, dinin bu evrensel ve kuşatıcı değerlerini iyi anladığında, istismarcıların dar kalıplarına ve bölücü söylemlerine prim vermeyecektir.
Toplumsal Bütünlüğe Yönelik Tehditler
Din istismarı, sadece bireyleri değil, tüm toplumu hedef alır. Din adına yapılan yanlış yönlendirmeler, toplumsal kutuplaşmalara, ayrılıklara ve hatta çatışmalara zemin hazırlayabilir. Tarihte pek çok defa şahit olduğumuz üzere, dinin siyasete alet edilmesi veya ideolojik bir araca dönüştürülmesi, büyük yıkımlara yol açmıştır. Kutsal değerlerin istismar edilmesi, toplumun farklı kesimleri arasında güvensizliğe ve düşmanlığa neden olur. Bu durum, kardeşlik hukukunu zedeler, birlik ve beraberliği bozar.
Uyanık Olmak ve Sorumluluklarımızı Bilmek
Biz Müslümanlar olarak, din istismarcılarına karşı uyanık olmak zorundayız. Şüphe uyandıran söylemlere, mantıksız ve akla aykırı yorumlara, din adına menfaat devşirmeye çalışanlara karşı dikkatli olmalıyız. Her birimiz, dinimizi doğru öğrenme ve başkalarına doğru bir şekilde aktarma sorumluluğuna sahibiz. Bu sorumluluk, hem kendimizi hem de ailemizi ve çevremizi din istismarcılarının şerrinden korumanın en etkili yoludur.
Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Mü’min bir delikten iki defa sokulmaz.” (Buhârî, Edeb, 83) buyurarak aynı hataya tekrar düşmememiz gerektiğini vurgulamıştır. Geçmişte yaşanan acı tecrübelerden ders çıkararak, gelecekte benzer hatalara düşmemek için daha dikkatli olmalıyız. Dinin özünde barış, hoşgörü, adalet ve merhamet vardır. Bu değerlerden sapan her türlü yorum ve eylem, dinin ruhuna aykırıdır.
Sonuç: Sağduyu ve Doğrulukla Din İstismarına Karşı Durmak
Muhterem Müslümanlar!
Din istismarı, ne yazık ki insanlık tarihi boyunca var olmuş ve olmaya devam eden bir gerçektir. Ancak bizler, doğru dini bilgiyle donanarak, aklımızı kullanarak ve sağduyumuzu elden bırakmayarak bu tür tehlikelere karşı durabiliriz. Devletimizin ilgili kurumları, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi güvenilir dini merciler ve ilim ehli alimler, bizlere doğru yolu gösterme konusunda rehberlik etmektedirler. Onların rehberliğinde, dinimizin evrensel mesajlarını doğru anlamalı, aşırılıklardan uzak durmalı ve dinimizi birleştirici, yapıcı bir güç olarak yaşamalıyız.
Unutmayalım ki, dinin amacı insanı kurtuluşa erdirmek, barış ve huzur içinde bir yaşam sunmaktır. Bu yüce amaca hizmet eden bir din anlayışı, istismarcıların kirli ellerine asla teslim edilmemelidir. Allah Teâlâ, bizleri doğru yoldan ayırmasın, dinimizi istismar etmeye çalışanlara fırsat vermesin ve bizleri sahih dini bilgiyle amel eden kullarından eylesin. Amin.

